31 Mayıs 2021 - 07:27
Netanyahu'nun İnsan Hakları Kararından Öfkelenmesi

BMT İnsan Hakları Konseyi Perşembe akşam saatlerinde Siyonist Rejimin 12 Günlük Gazze savaşındaki saldırganlığında gerçekleştirdiği cinayetler hakkında uluslararası araştırmaların başlatılmasını onayladı.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından sunulan taslakta, işlenen suçlarla ilgili kapsamlı bir soruşturma yapılması gerektiği vurgulanmış ve BM İnsan Hakları Konseyi'nden, Doğu Kudüs ve İsrail de dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin konusunda derhal bağımsız, uluslararası bir komisyon kurmasını istenmişti.  Yine toplantıda, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michel Bachelet, İsrail'in Gazze Şeridinde yaptığı son savaşla ilgili bir raporunda, direniş gruplarının Gazze'de sivil tesisler kullandığı iddiasına dair hiçbir kanıt bulunmadığını vurguladı.

Ancak Siyonist rejim, İnsan Hakları Konseyi'nin eylemine sert tepki gösterdi. Bu bağlamda Siyonist Dışişleri Bakanlığı kararı açıkça reddetti, konsey ve diğer uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmayacağını açıkça belirtti. Siyonist Rejim elebaşısı Binyamin Netanyahu ise, hareketi "utanç verici" olarak nitelendirdi ve Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıların ve Filistinli çocukların ve kadınların öldürülmesinin meşru olduğunu iddia etti.

İnsan Hakları Konseyi kararının, Siyonist rejimin ve Başbakanını öfkelendirmesinde birkaç önemli nokta söz konusudur. 

Birincisi, İnsan Hakları Konseyinin, Birleşmiş Milletlere bağlı bir organ olarak Siyonist rejime karşı eylemi ve Gazze'ye yönelik saldırganlığı kınamasının rejimin Gazze Şeridi'ndeki suçlarına cevaben asgari bir uluslararası eylem olmasıdır. Son zamanlarda Siyonist rejimin Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 66'sı çocuk, 39'u kadın ve 17'si yaşlı olmak üzere 254'ü aşkın kişi şehit edildi ve insan hakları açıkça ihlal edildi. Dolayısıyla İnsan Hakları Konseyi'nin bu kararı, Uluslararası Ceza Mahkemesi de dahil olmak üzere diğer uluslararası kuruluşların da benzer eylemlerinin önünü açmaktadır. Tabii ki İslam ülkeleri bu konuda daha aktif davranmaları şarttır. 

İkincisi, İnsan Hakları Konseyi'nin bu kararı, Gazze savaşında Siyonist rejimin yenilgisine dair bir tasdik mührü olmasıdır. Bu rejimin Gazze'deki Filistinli direniş gruplarına karşı çaresizliğinin ve yenilgisinin açık bir kanıtıdır. Bu çaresizlik içerisinde Siyonistler, çocuklar ve kadınları öldürmüşlerdir.

Ayrıca bu karar aslında bu rejimin iki iddiasının birden çürütülmesidir: Birincisi, Siyonist rejimin direniş gruplarına karşı kazandığı zafer iddiası ve ikincisi, Gazze Şeridi'ndeki direniş gruplarına ait askeri hedeflerin hedef alınması.

Bu nedenle Siyonist rejim, bu konudaki herhangi bir eyleme büyük bir öfkeyle tepki gösterir. Nitekim Fransız Dışişleri Bakanı'nın açıklamalarının ardından Fransız Büyükelçisinin Tel Aviv dışişleri bakanlığına çağrılması   da bu bağlamda analiz edilebilir ve yorumlanabilir. .

Binyamin Netanyahu'nun buna neden cinnet geçirircesine kızdığına dair üçüncü nokta, bu kararın Siyonist rejimin suçlu Başbakanının evham dolu konuşmalarının içi boşluğunu kanıtlamasıdır. Netanyahu artık Siyonist rejim içinde çok hassas ve kritik bir durumdadır. Bir yandan adı yolsuzluk ve rüşvet davalarına karışmış, diğer yandan bu yenilginin sonuçlarından etkilenmiş ve Siyonist rejimin eski başbakanı "Ehud Olmert" in akıbeti ile yüzleşmeye yakınlaşmıştır. Bu bağlamda, şimdi de Siyonist rejim içinde, medya ve bazı şahsiyetler, bu savaşın İsrail için utanç verici bir yenilgi olduğunu açıkça ilan etmişlerdir.

Bu şahsiyetlerden biri de  , "yenilmez ordunun" acizliğini kabul eden, Siyonist rejimin eski savaş bakanı Avigdor Lieberman'dır. Lieberman şu açıklamada da bulundu: "Büyük ordumuz HAMAS ve müttefiklerini yenemezse, İran ve Hizbullah ile olası bir savaşta durum ne olacak?" 

Dolayısıyla Siyonist rejim Başbakanı ve Dışişleri Bakanlığı gibi kontrolü altındaki kurumların öfkesinin, kendisini bekleyen siyasi geleceğinden kaynaklandığını söylemek mümkün. 

342/